Page 347 - e mushaf TR pdf
P. 347

343
             Müminun /28 –   Cüz  01  02  03  04  05  06  07  08  09  10  11  12  13  14  15  16  17  18  19  20  21  22  23  24  25  26  27  28  29  30  Müminun /35 –
          “Sen ve beraberinde                                                                    “Ne o, dediler, bu adam
          olanlar gemiye   23-Muminun Süresi       /        Yaprak 02A  Cüz 18   Süre 23  Sayfa 343  siz ölüp de toprak ve
          yerleşince de ki: “Bizi o  Bu Cüz Yaprağa git  01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 Hizb 01 02 03 04  kemik haline geldikten
          zalim toplumun elinden                                                                    sonra sizin diriltilip
          kurtaran Allah’a hamd-                                                                         mezardan
                                                         ِ
                                                     َ
          u senalar olsun!”   343         ﴾٢٣﴿      نونمؤمعلا ةروس         ﴾٢٣﴿                  çıkarılacağınızı mı vaad
                                                               و
                                                       و ع
             Müminun /29 –                                 و    َ و                                       ediyor.”
          “Ya Rabbî, beni güvenli                                                                    Müminun /36 –
          ve kutlu bir yere indir.                                                                “Heyhat! Heyhat! Size
          Çünkü sen                                                                                 vaad edilen şey ne
                                                           ة
          konuklayanların en    دفمةح  ف لا ــ ــ  ــ  ق  ةف  كل ف    لا ــ  ة ف  ف ـ    ـ ىل  ةع  ك  ةم ن ـ ف ـ ةع ــ  ةمةو ت  ل ا  ت  ـ ةت ــ في ةو ـ ۛ فن ـ ۛ  ف سا اةذ  ةف ـ  ا    kadar da uzak!”
                                    ل
          iyisi, en
          mükemmelisin.”                                                                             Müminun /37 –
          [43,12-13; 11,41]                                                                       “Yaşam sadece dünya
                                                                                                   hayatından ibarettir,
             Gemideki bereket   ى              ف                ة ح      ف               ة  ن ح
                                                                                  ن
                                     ف ل
                                                                                    ة
          ve kutluluk, selâmettir.  لزفن م يينلزفنا      ل ق   ح بةر   ةو﴾٢٨﴿ ةني ي م ـ  ل اظلا مفو    لا ـ ةق ـ  ةن م اةنيحجن يذ    لا ـ ي    ح   ل  ölür gideriz, ancak
                              ة

          Karaya çıktıktan                                                                          bir kere yaşarız ve
          sonraki bereket ise                                                                       ölümden sonra asla
          neslin çoğalması ve peş                                                                     diriltilmeyiz!”
                                                    ة
          peşe gelen hayırlardır.   ي ف  ن ة ة  نذ ييف نا ﴾٢٩﴿ يــ ةن  ف          ل ى                Müminun /38 –
                                                    ح ي
             Müminun /30 –      ا   ن  ةو  تا ـ    ةيل  ك     ل ـ           ةخ تفن   ۛ ـ في ـ لار ـ  م ـ فن ـــ يلز ـ    ك ـ اةو ا   م ـ ةر اةب  “Bu adam, uydurduğu
          Bunda elbette alınacak                                                                 yalanı Allah’a mal eden
          çok ibretler var.                                                                        bir iftiracıdan başkası
          Gerçekten Biz insanları                                                                  değildir ve biz hiçbir
          imtihan etmekteyiz.          ن ى                     ف      ل ة                ة ة     surette ona inanmayız!”
                           ﴾٣١﴿ ةنير ـ ةخا ا  ف  ةق  م                 فن ـــ ۛش ــ أ   ةن ـ  م ا ـ ةب فن ـ فع ـ  د    ه ـ ف ـ نر ـ   ث ــ ا حم ﴾٣٠﴿ ـيـ ةن   ك ـ ل احن ـ  م ـ فب ـ يلةت
                                ۛ ي
             Müminun /31 –                                                                          Müminun /39 – O
          Onlardan sonra başka                                                                   Resul: “Ya Rabbî, dedi,
                                                                                                        beni yalancı
          nesiller yarattık.      م                                                               saymalarına karşı Sen
                                                                                      ف
                                                                     ى
                                            ن
             Müminun /32 –     م ـ فن فم ك  ة  ةم ـ ل ا ــ   ة ح لا  اود  ـ  ب ــ    فعا ن ل   م لو ــ   سةر  م  ـ هي ـ ف  يف اةنلسفر ة  ةف ــ ا   ۛ  bana yardım eyle!”
          Onların içinden “Yalnız                                 ــــ فن ــ  ه ـــ فم   ا
          bir Allah’a ibadet                                                                         Müminun /40 –
          ediniz, zira sizin                                                                          Allah buyurdu:
          O’ndan başka tanrınız                                                                      “Tasalanma, çok
                                                         ل
          yoktur.             ة ح             ة ح               ة ف       ة   ة     ل       ن ي  geçmeden onlar pişman
                           او بذةكةو اورفةك   ة  ةني ي ذلا  همفوةق      فن م  ل    لا ــ ةم ـ ة  لاةقةو﴾٣٢﴿نو قحتةت  ة لةفا  هرفيةغ  هلا  olacaklardır!”
                                                                          ۟

                                                                                     ۜ
             Gerçek bu iken
          hâla şirkten sakınmaz                                                                      Müminun /41 –
          mısınız?” diyen bir                                                                     Derken korkunç bir ses
                                                                                                    onları bastırıverdi.
          Peygamber gönderdik.           ة ا                   ف             ل      ن ف   ا        Adalet yerini buldu.
                                         ح ي ة
                                                                           ة
                                                                                 ة

                                                  ۙ
             Müminun /33-   ۙ  لفث م ـ فم ك ر  ۛشةب ـ  لا اذنهاةم اةي ـ فنحدلا  ةوني ـ    ةحلا ي ف فم هاةنففرفتاةو  ةر خلا     ب ـ ةق ل ـ ا  ء
          Müminun /34 – Onun                                                                             Onları sel
          halkından kâfir olup                                                                    süprüntüsüne çevirdik.
          âhiret buluşmasını                                                                              Zalimler
          yalan sayan ve          ى ة       ة    ة ل  ﴾٣٣﴿ة     ة              ة    ف      ة  ف       güruhunun canı
                                                             ة

                                                                         ة

                                                                      ة
                                                          ة
          kendilerine dünya   فم كلفثم ارۛشةب   فم تفعطا    فن ئل ةو نوبرفشت امم   ح      برفشيةو       هفن م نول كأةت ام     ح م ل كأةي  cehenneme! [40,78]


          hayatında bol nimet
          verdiğimiz eşraf takımı:                                                                   Müminun /42 –
                                                                                                   Onlardan sonra yine
             “Bu, dediler, sizin
          gibi bir insandan başka  ى ة  ى ابار ت     كةو ـ فم تفن  فمحت م اةذا ي  ة ل    حنا ـ فم ك  فم كد   ةيا ـ   ع ﴾٣٤﴿نورساةخل ى ي ة  اذا  فم كحـنا  başka nesiller dünyaya
                                                                           ة

                                                                     ل
                                                                                            ة ي
                           اماظ عةو
          bir şey değil,              ة                                                                   getirdik.
                                                                                                     Salih, Hûd, Şuayb
             baksanıza sizin                                                                     (a.s.) ve onlardan başka
          yediklerinizden yiyor,                                                                      peygamberlerin
                                                ة
          sizin içtiklerinizden    ة ح ي  ف ي ﴾٣٦﴿نو دةعو ت                   ة             ة ل  nesilleri sözkonusudur.

                                                                                   ة
          içiyor. Eğer siz, sizin   اةن تاةيةح      لا    ة ي ه نا          اةم ل  ۛ تاةهفيةه    ۛ تاةهفيةه﴾٣٥﴿نو جرفخ م   فم كحـنا
          gibi bir beşere itaat
          edecek olursanız,
          büyük bir kayba ve
          hüsrana uğrarsınız.”   ة           ة

                           ىلةع ىرةتـففا ل جةر  ح ي    لا  نا        نفحن ة    اةمةو اةيفحةنةو    تو من ة  اةيفنحدلا
                                                    ةو ه
                                                  ف ي ﴾٣٧﴿ ةنييثو عفبةم ب
                                   ن
             Peygamberin beşer
          oluşuna ve onun diğer
          insanlarla eşit oluşuna
          delil olarak, diğer                                                           ف
          insanlar gibi yeme ve   ـ اةم  ب يينر  فنا  ـ   ص ـ  ح بةر  ة  ةق ـ  لا ﴾٣٨﴿ ـيـ ةن  ــ  ب  ه ـ  م ـ  م فؤ ــ ين  ة ل  ن  ـ ةن ا ـ فح ــ  ةمةو ا ى    ح لا   ك ـ ب ذ ـ  ن
          içmesini ileri sürdüler.   ف
          Bunlar ise mutlak
          olarak her canlıda
          bulunan sıfatlardır:                                                              ف
          Demek ki, onlar insan             ة            ة       ة      ة               ة ح


                                ۛ
          için de mükemmelliği   ﴾٤٠﴿ يـــ ةن  ةن  ن    ــ  ي ــ ف ص ــ  ب ـ  ح ـــ ح ـ ا    د   ي م ــ  ل لي  ةقام ــــــ ح ــ يل ـ  ةع  لا ةق ـ ﴾٣٩﴿ ـــــنو     ك ـــــ ذ  ب
          yeme, içmede ve
          hayvani lezzetlerde
          görüyorlardı.
                           ى ادفع  ةف ــ  ب ـ ءاةث ـــ ـ غ م ــ ف   ه اةن  ف  ةف  ق  ف  ـ في ــ ةح ــ  ب   ة ـ لا ــ ةح ـ ح ـ ةج ـ ةع ــ ل ــ  ة ح صل ا   م  ة  ـ فت ذ ـ  ه ــ  ةخ ا  ةف ــ
                                      ا
                                                                                           ة
                                    ى

                                    ۛ
                                                                                  ة
                                                                  ل ة
                                                                                   ح
                                       ن ى
                           ﴾٤٢﴿ ةنير ـ ةخا ا ـ نور     ه ـ  ق فم ـ   دفعةب فن م اةنأ ف  ـ ۛش ـ  فنا حم ث﴾٤١﴿ ةني ي م ــ  لاظ ـ لا مفو  ف ةق ــ  ل ل ـ

                                   ي
                                ۜ

                         Önceki Sayfa   Önceki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Cüz Yaprak Sayfa  Sonraki Sayfa
                   Sayfa Başı                                                                   index Alfabetik
          343
   342   343   344   345   346   347   348   349   350   351   352